Bu özel günde böylesine kıymetli bir topluluk önünde konuşmak büyük onur doğrusu!

Yüksek müsaadelerinizle, genç kardeşlerime karınca kararınca birkaç küçük öğüt sıralamak istiyorum bu fırsatla.

Sevgili Gençler,

Göz bebeğimiz, Geleceğimiz siz sevgili gençler,

Yakın zamanda kaybettiğimiz İngiliz fizikçi Stephen Hawking’in güzel bir öğüdüne uyarak:

Umuyorum ki hayatta hep yukarıya, yıldızlara bakmayı unutmazsınız; aşağıya ayaklarınıza değil.

Hep, meraklı olun!

Ve hayat ne kadar zor görünürse görünsün, her zaman yapabileceğiniz ve başarılı olabileceğiniz birşey vardır; unutmayın!

Pes etmemeniz ve ısrarcı olmanız, başarmak için farklı yollar aramanız önemlidir.

Lütfen şunu asla unutmayın:

Hayatta, asıl farkı yaratacak olan her zaman çevrenizdeki insanlardır.

Dostlarınızı, arkadaşlarınızı ve iş yaptığınız insanları doğru seçin.

Başarılarınız, huzurunuz, topluma vereceğiniz katkının hepsi; kendinizi nerede konumlandırdığınıza bağlıdır. Etrafınızdakiler, size hep sıradan biri gözüyle bakıyorsa, değeriniz o’dur. Ama eğer, çevreniz, sizi paha biçilmez görüyorsa da; o zaman hayata kattıklarınız da, hayattaki değeriniz de paha biçilmez olur. Hayatta, size değer verilmediğini hissettiğiniz yerde çok uzun süre durmayın. Size değer veren bir yer mutlaka çıkacaktır.

Sevgili Gençler,

  • Lütfen, Bingöl gibi dört dağ içinde kalmayın.
  • Eğitim süreklidir; kendinizi devamlı geliştirin.
  • Aile ve maneviyatı ise asla unutmayın.
  • Fikri hür, vicdanı hür bireyler olun umuyorum…

Sevgili Gençler,

Mezuniyet bir son değil; aslında, baştan başlamaktır.

Daha ciddi, uzun bir yolculuğa çıkıyorsunuz.

Farkında olun;

Üniversitede hatalarınızı hep saklayan, hoş gören erdemliler kadrosu vardı.

Gerçek hayatta ise hatalarımızın cezasını fazlasıyla çekeriz.

Farkında olmanız gereken bir başka şey de; dünya çok hızlı değişiyor ve dönüşüyor,

Bir zamanlar (1990’lar), herkesin çalışmak için can attığı iki şirket: Nokia ve Yahoo örneklerinin bugünkü (daha geri plandaki) durumlarını düşünün. Değişime ayak uydurun!

  1. Risk alın 2. Değişiklikleri kabul edin 3. Zamanla değişmeyi reddederseniz, yok olabilirsiniz.

Ve sürekli deneyin. Denemeye devam edin. Sadece denemeye devam edenler kazanır!

Ferrari’den daha hızlı nadir arabalardan biri Lamborghini, Ferrari’nin kurucusu Enzo Ferrari tarafından hakaret edilen bir traktör sahibinin (Arturo Lamborghini) karşılık verme hırsının sonucu olarak kuruldu.

  1. Asla kimseyi hafife almayın! 2. Başarı ise en iyi intikamdır. Bu güzel bir hırstır.

İşinizde iyi olun! Hatta, o kadar ki, Henry Ford’un deyimi ile,“insanlar o işi siz yarattınız; o mesleği siz icat ettiniz” diye düşünsün; hatta siz de öyle düşünmeye başlayın bir süre sonra.

Ancak;

İnancınızdan, kişiliğinizden taviz vermeyin!

Ve hiç bir ölümlüye, hiçbir dünyevi görüşe köle de olmayın.

Eğitiminizi ihmal etmeyin. Eğitim burada bitmiyor; bitmemeli.

Eski Fed başkanı Bernanke’nin deyimiyle: “maddi açıdan, eğitim, her yıl yeni bir Cadillac alıp, uçurumun sonuna sürmek gibi de olsa, tüm şartları zorlayarak en iyi okullarda, en iyi eğitimi almak için çaba göstermeliyiz”.

Kendinize yatırım, hep kazandırır.

Size karşı dürüst olacağım:

Haksızlıklara uğrayacaksınız. Ama hayata küsmeyin. Denemeye hep devam edin.

KFC’ye alınmadığı için (kızarak, hırsla çalışarak) Alibaba’yı kuran Jack Ma olun. Ferrari sahibi dalga geçtiği için Laborghiniyi kuran traktörcü Arturo Lamborghini olun.

Unutmayın: Sadece denemeye devam edenler kazanır.

Ama hepsinden önemlisi, hep kendiniz olun.

Dünya’nın en yakışıklı; en güzel öğrencileri olduğunuzu unutmayın.

Bizim için de, aileleriniz için de öylesiniz…

Deneyin ve sınırları zorlayın.

Kaybetmekten çekinmeyin; çünkü, kaybetmiyorsanız, denemiyorsunuzdur.

Her kaybetme de yeniden başlamak için yeni bir fırsattır.

Girişimci olun ve kendiniz yapın.

Başkası sizi işe alıp, kendi hayalleri için çalıştırmaya başlamadan önce siz kendi hayaliniz için çalışmaya başlayın.

Sevgili gençler,

Kendinize karşı da dürüst olun: her zaman bir tercih vardır. Her zaman bir çıkış yolu vardır.

Ancak;

  • Kazandığınız zaman da, verin…
  • Öğrendiginiz zaman öğretin…
  • Zorda kaldığınız zaman ise pes etmeyin… 

Hayatta hep;

Birileri sizi aşağı çekmeye çalıştığında: unutmayın, o insanlar kendi başarısızlıklarını, kendi güvensizliklerini, kendi becerisizliklerini kapatmaya çalışıyorlardır.

Redler, hayal-kırıklıkları ve umut kırıcı tutumlar sizi bozmasın, çökertmesin!.

Tüm bunların, ateşinize, heyecanınıza yakıt olmasına, sizi güdülemesine izin verin.

Kendinize güvenin ve hayalleriniz için çalışmaya durmadan devam edin.

Genç Kardeşlerim;

Bu ülke daha iyi bir ülke olacaksa; sizin sayenizde, işini iyi yapanlar sayesinde olacak…

Herkes işini en iyi şekilde yapmaya çalışırsa; herkes kendi işini yapmaya çalışırsa, bu ülke kalkınır, gelişir, daha müreffeh bir ülke halini alır.

Eğer, hem kendinize, hem çevrenize katkıda bulunmak istiyorsanız; bu geçici dünyada bir fark yaratmak istiyorsanız,

Sizden sokakları temizlemeniz istendiğinde dahi;

  • Beethoven’ın beste yaptığı gibi süpürün,
  • Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün,
  • Michelangelo’nun resim yaptığı gibi süpürün,
  • Henry Ford gibi yenilikçi ve girişimci olun, öyle süpürün,

İşinizi severek yapın;

Ve başkalarının hatalarından öğrenin.

İyi iş kitaplarında çok güzel fikir ve yaklaşımlar olur.

En düşük maliyetli tecrübe bunların yazıldığı kitapları okumaktır.

Benim geçmişte yaptığım bir hatadan da bahsediyim:

Dünyadaki akademik birikimi küçümsemeyin. Literatür araştırmasını alışkanlık haline getirin. Aynı problem üzerinde, sizden önce yüzlerce insanın uğraşmış olması çok büyük bir ihtimaldir.

Kısa bir özetle; Sadece çok çalışmaya devam edin! Zamanınızı akıllıca harcayın! Hoşunuza gideni yapın! Başarısız olmaktan korkmayın!

Ben, bugün burada,

Özellikle de bunca parlak kız öğrencimizin mezuniyetlerini kutluyor oluşlarını önemli buluyorum.

Yakın zamanda okuduğum bir IMF çalışmasından alıntı yapıyorum: “OECD ülkeleri arasında, özellikle de Türkiye’de, kadınların,erkekler kadar istihdama katılamamasının maliyeti KİŞI BAŞI milli gelirimizin neredeyse yarısı”, yani tam 5 bin $ (Kochhar ve diğ., 2017). Hepimiz ödüyoruz: Bunları yeniden düşünmek gerekiyor…

Sevgili Gençler,

Lütfen unutmayın!

Sıkıntılar ve huzursuzluklar, bizi büyütür ve olgunlaştırır.

Hayattaki sıkıntılar ve stresli dönemler büyümek, olgunlaşmak, gelişmek ve yere daha sağlam basmak için önemli birer fırsattır aslında. Öyle görmek gerekiyor.

Bunları dert etmek, pes etmek, hayal kırıklığı ve yılmak kesinlikle kazandırmaz…

Yumuşak ve narin bir hayvan olan istakoz’un büyüme sürecini hatırlayın. İstakoz’un büyümesini sağlayan, onu sürekli sıkıştıran ve rahatsız eden sert ve esnek olmayan kabuğudur.

Aynı şekilde, bizi rahatsız eden, huzursuzluk veren, stress yaratan çevresel faktörler olmadan büyüyemeyiz, gelişemeyiz.

İmkansızlıklar olmadan, imkanın değerini bilemeyiz; açlık ve oruç olmadan, nimetin değerini anlayamazsınız; gece ve karanlık olmadan, aydınlığın; kış ve soğuk olmadan, sıcak yaz günlerinin değerini anlayamayız.

Lütfen,

Sabırlı olun.

Başarıyı getiren de çoğunlukla sabırdır, kanaattir, şükürdür. Sabır bir nimettir.

Başarıyı getiren asıl faktör, zeka mıdır, genetik mi, emek ve çaba mıdır, çevresel faktörler mi, sosyal çevre, sosyal sınıf mı? Bununla ilgili 2-3 çalışmaya çok hızlı değineceğim.

  • Stanford Universitesi’nde (Prof. Walter Mischel öncülüğünde) 1960’lardan bu yana yaşam boyu yapılan Lokum (Marshmallow) testi: “Hayatta başarıyı getiren, huzuru, sağlığı, daha iyi yaşam standartlarını, eğitim ve gelirde başarıyı getiren asıl faktör sabır’dır”. (Mischel, 2014).
  • Yine, Yeni Zelanda’da (üniversite şehri Dunedin’de ve Prof. Moffitt öncülüğünde) 1970’lerden bu yana, aynı anda doğan binlerce çocuk üzerinde yaşam boyu yapılan bir araştırma: “hayatta, sağlık, refah ve başarıyı getiren asıl faktör ‘benlik kontrolü’, yani ‘duygularını kontrol edebilme becerisi’dir.” (Poulton ve diğ., 2015).

Yine, önemli bulduğum bir başka çalışma;

  • İlişkilerimiz:

Harvard üniversitesi’nde 1930-40’lardan bu yana düzenli olarak yapılan bir araştırma; “mutluluğu, yaşam kalitesini belirleyen en önemli etkenin ilişkilerimiz olduğunu gösteriyor.” (Vaillant, 2015). Anne-baba, arkadaş ve akraba çevresi ile güçlü bağlar; iyi ilişkiler. Para değil!

O yüzden de, hayatınızın merkezine (her zaman) parayı değil, sevdiklerinizi koyun.

Yine, o yüzden de, ailelerinizi asla ihmal etmeyin.

Rahmetli Üzeyir Garih’in 5 top öğüdü hep aklınızda olsun. Buna göre, 5 top ile oynan bir oyuna benzetilebilecek bu hayatta, işimiz ve mesleğimiz dışındaki diğer tüm toplar kırılgan ve daha önemlidir. Dostlarınız ve ailenizi, sağlığınızı ihmal etmeyin lütfen.

Sevdikleriniz, anne-babanız ile ilişkileriniz en önemli şey olsun hayatta.

Genç kardeşlerim; acizane birkaç tavsiyeyi daha aşağıda sıralamak istiyorum. Lütfen;

  • Her zaman için kısa, orta ve uzun vadeli hedefleriniz olsun. Amaçsız insan kuru bir ağaca benzer. Ne kendine, ne de çevresine faydası olur.
  • Çok çalışın. Arkadaş çevrenizde, sınıfınızda, okulunuzda en çalışkan siz olun.
  • Her zaman bir B ve C planınız olsun. ‘Her konuda ikinci planın olması’ çok önemlidir.
  • Sıla-i Rahim’i unutmayın. Anne-babanızı arayın, konuşun. Mümkünse haftada bir arayın.
  • Büyüklere saygıyı eksik etmeyin. Küçüklere sevginizi göstermekten çekinmeyin.
  • Tasarruf edin. 3 kuruş, 5 kuruş da olsa, kenarda birikmiş biraz paranız olsun.
  • Okuyun. Ne kadar zor ve sıkıntılı olursa olsun, mümkün olduğunca eğitim basamaklarını çıkın.
  • Bir meslek sahibi olun. İyi ya da kötü bir mesleğiniz olsun. İlle de yaptığınız iş anlamına gelmez. Çok iyi olduğunuz birşey olsun.
  • Mesleğiniz dışında da bir uğraşınız olsun. Tenis oynayın, bisiklete binin, ata binin. Kırda yürüyüşe gidin. Deşarj olacağınız bir uğraşınız olsun.
  • Kitap okuyun. Sevdiğiniz kitapları, romanları, masalları, ne olursa olsun; okuyun.
  • Bir mentor’unuz olsun mutlaka. Akıl danıştığınız, fikrine başvurduğunuz insanlar olsun. Asla büyüklük taslamayın, her zaman öğrenecek yeni şeyler vardır.
  • Cimri olmayın. Verin! Kan verin; zekat, sadaka verin. Sevginizi, saygınızı, içinizden birşeyler verin ki verme duygunuz gelişsin. Yılda bir fakir yedirin vs.
  • Her gün bir iyilik yapmaya çalışın. Hiç bir şey yapamıyorsanız da gülümseyin. Gülümsemek bile o kadar büyük bir iyiliktir ki.
  • Pazarlık yapın. Aşırı cömert olmayın. Paranın değerini bilin.
  • ‘Asla pes etmemeli’. Her zaman bir çıkış yolu vardır.

Kulağa küpe şu 2 söz ile sözlerimi bitiriyim istiyorum:

“Hayattaki birçok başarısızlık, insanların, başarıya ne kadar yaklaştıklarını farkedemeden; vazgeçmeleri ile meydana gelir” (Thomas Edison).

  • Asla pes etmeyin, çünkü pes ettiğiniz o anda aslında başarıya oldukça yaklaşmış olabilirsiniz.

“Yenilgi veya kayıp sadece ve sadece yeniden başlamak için yeni bir fırsattır; ama bu defa daha zekice” (Henry Ford).

  • Bu yüzden de, her yenilgi, yeniden (ama daha güçlü bir şekilde) başlamak için güzel bir fırsattır.

Genç kardeşlerim,

  • Lütfen, her zaman, bir mentor’unuz (akıl hocası) olsun mutlaka.

Ulaşabildiğiniz mentorlerin, kapısını çalarak; onları rahatsız edin;

Ulaşamadığınız insanların/mentorlerin kitaplarını, yazdıklarını okuyun.

Zamanınızın değerini bilin:

Allah’a şükrü, insanlara teşekkürü unutmayın.

Hepinizi tekrar yürekten kutluyor; bahtınız açık olsun diliyor; tüm kıymetli haziruna saygılar sunuyorum.

Referanslar:

Kochhar, K., Jain-Chandra, S. ve Newiak, M. (2017) “Women, Work, and Economic Growth: Leveling the Playing Field”, IMF Books, ISBN: 9781513516103.

Mischel, W. (2014). The Marshmallow Test. New York: Little, Brown.

Poulton, R., Moffitt, T. E., & Silva, P. A. (2015). The Dunedin Multidisciplinary Health and Development Study: overview of the first 40 years, with an eye to the future. Social Psychiatry and Psychiatric Epidemiology, 50(5), 679–693.

Vaillant, G. E. (2015). Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study. Boston: Belknap Press: An Imprint of Harvard University Press; Reprint edition.

Advertisement