Türkiye, son 1 haftada, 3 önemli şoka şahit oldu.
  • 15 Temmuz akşamı yaşanan askeri darbe girişimi,
  • S&P’nin, Türkiye’nin kredi notunuBB+’danBB’ye çekmesi,
  • 20 Temmuz akşamı yapılan OHAL ilanı,
Ülke ekonomisinden, siyasete; turizmden, piyasalara her kesimi etkileyen bu 3 temel olay, önümüzdeki dönemin önemli konu başlıklarını oluşturuyor. Bunlardan, özellikle de Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli olaylarından 15 Temmuz darbe girişimi, Avrupa’nın en dinamik ekonomisini tekrar bir çıkmaza sürükleme amacı taşıyordu. Ancak, milletin dirayeti ve desteği, iktidarın dik duruşu ve sağlam ekonomik temeller, olumsuz gelişmeleri sınırlı tuttu.
Daha büyük resimde ise: Türkiye’de ve hatta tüm Avrupa’da, artık taşlar yerine oturdu derken; son dönemde ard-arda meydana gelen olaylar, demokratik sistem, politik ve finansal istikrarın geleceği ile ilgili tekrar düşünmeyi zorunlu kılıyor.Arap baharının Mısır ve Suriye’deki yıkıcı etkisi, Ukrayna krizi, Brexit ve Türkiye’deki darbe girişimiartık daha dikkatli hareket etmeyi zorunlu kılıyor.
Hiç umulmadık bir anda ülkenin üzerinde bir kara bulut gibi çöken 15 Temmuz darbe girişimi, Sn. Cumhurbaşkanı’nın, hükûmetin, siyasi partilerin ve kamu kurumları ile halkın cesur ve kararlı duruşu ile akamete uğradı. Bu ülkenin kadirşinas insani, girişimin ilk saatlerinden; bertaraf edildiği ana dek, kahramanlık destanı yazdı.
Diğer yandan, kredi derecelendirme şirketi S&P, Türkiye’nin kredi notunu politik belirsizlikleri bahane göstererek düşürdü. Not görünümü ise negatifte. S&P, 2012’den bu yana, Türkiye ile kredi notu ile ilgili herhangi bir anlaşması olmadığı halde, kredi notumuzu derecelendirmeye devam ediyor. Üç büyük rating kuruluşundan S&P, Fitch ve Moodys’in aksine, Türkiye’nin notunu hep yatırım yapılabilir seviyenin altında tutuyor. S&P, darbe girişiminin hemen 3 gün sonrası, ani not düşürme kararı ile, attığı adımların ideolojik altyapısının olabileceği şüphesini artırmış oldu.
Diğer yandan; OHAL, şüphesiz hiç kimsenin arzu etmediği bir durum. Ancak, gerekli görüldüğünde, işlerin yolunda gitmesi için zorunlu da olabiliyor. İlan edilen OHAL, sadece 3 ay sürecek ve demokrasi, hukuk ve özgürlüklerden ödün verilmeyeceği garantisi ile uygulamaya geçiyor. Öncekilerin aksine, bu OHAL ile demokratik rejimin, hukuk ilkelerinin ve temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin önüne geçilmesi için fırsat yakalanmış olacak. Gerekli adımların ivedilikle atılması için fırsat yakalanmış olacak. Sn. Şimşek’in ifadesiyle, ekonomi ve iş piyasalarını hiçbir şekilde etkilemeyecektir.
Yukarıda sıraladığımız şokların olası etkileri:
  • Kredi notu düşüşü, ülke risk primlerini yükseltirken; OHAL ekonomiyle ilgili belirsizlikleri bir nebze artıracaktır,
  • Dış borçların, özellikle de özel sektör borçlarının, ödenmesinde kısmi sıkıntılar yaşanabilir,
  • Artan ülke risk algısına paralel; dış finansmanın ülkeye akışında bozulmalar yaşanabilir,
  • Özellikle de bankacılık hisseleri üzerinden, Borsa’ya sınırlı olumsuz etkileri bir süre daha devam edecektir. Nitekim, Fitch ratings de Türk bankalarının risklerinin arttığı değerlendirmesini yapmıştı,
  • S&P’nin kararı, diğer kredi derecelendirme kuruluşları üzerinde ciddi bir baskı oluşturabilir. Nitekim mevcutta, rating kuruluşlarının kredi notları arasındaki fark 2 birime ulaşmış oldu.
  • Bir nebze finansal çalkantılar ile üretim ve istihdamda kısmi gerileme mümkün,
Ancak, genel olarak: darbe girişimi, S&P’nin kredi notunu düşürmesi ve OHAL kararı birlikte,ekonomi üzerinde çok sınırlı bir etkigöstermiş oldu. Örneğin; kredi notu ve OHAL kararı etkisiyle ilk gece (20 Temmuz) vakti tarihi 3,10 sınırını zorlayan Dolar/TL, bugün tekrar 3 seviyelerine geriliyor. Borsa’daki etkisi de %1’lerin altında… Diğer yandan; OHAL, paralel ve ihanet odakları ile mücadeleyi daha etkin kılacak ve devlet mekanizmalarının isleyişini hızlandıracaktır.
Yukarıda bahsi geçen 3 şok, 1990’larda, hatta 2000’lerin başında karşımıza çıkmış olsaydı; ülkenin hali nice olurdu. Nitekim, 1990’ların ve hatta 2000’lerin başındaki acı tecrübeler, bunu açık seçik ortaya koyuyor. Bu sınırlı etki, Türkiye ekonomisinin aldığı yol ve geldiği noktayı göstermesi açısından oldukça önemlidir.
Yine de, yukarıda bahsi geçen üç şokun hatırlattığı önemli bir gerçek var. Türkiye ekonomisi ile ilgili kırılganlıklar da mevcut. Ekonomideki kırılganlığı arttıran temel faktörlerin başında dadüşük tasarruflarıntetiklediğiyüksek cari açıkyatmaktadır. Bunun yanında, politik belirsizlik, bölgedeki siyasi gelişmeler ve beşeri sermaye de önemli sorunların bir kaçını oluşturuyor. Kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notu değerlendirmelerinde de değindiği gibi; yüksek cari açığı nedeniyle, Türkiye’nin ciddi bir dış finansman ihtiyacı var. Bu da her küçük bir sorunda, ekonominin önüne devasa bir problem olarak çıkıyor.
Diğer yandan, Türkiye’nin son 15 yıldaki en önemli kazanımı, politik istikrar oldu. 15 Temmuz gecesi girişilen darbe ile bupolitik istikraradarbe vurulmak istendi. Politik istikrarın önemi, her küçük kriz veya şokta karşımıza tekrar çıkıyor. En küçük bir politik istikrarsızlıkta, ciddi ekonomik sonuçlarla karşılaşıyoruz. Sermaye akışı kesiliyor, özel sektörde ödemelerde ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor.
Türkiye ekonomisinin önemli zayıflıklarından biri de yetişmiş kalifiye insan gücü eksikliğidir.Beşeri sermayeolarak özetleyebileceğimiz bu kaynağın eksikliği, katma değeri yüksek ürünlerin üretimi ve rekabet avantajı sağlanamaması da eğitim gibi temel konularda eksiklerimiz ve sorunlarımız ile ilgili.
Finansal, reel ve politik istikrarın sağlanması noktasında aşağıda altı çizilen noktaların önemli olduğu kanısındayım. Bu noktada da, kısa vadede atılabilecek adımların bazılarını şöyle sıralamak yanlış olmaz:
  • Politik istikrarın önemikavranarak; Başkanlık gibi radikal adımlar hızlandırılmalıdır. Koalisyon dönemlerinin yarattığı belirsizlik, iç çekişmeler ve karışıklıklar akıldan çıkarılmamalı,
  • Siyasi mekanizmaların işlerliği ve karar alma noktalarındaki etki gücünü artıracak yeni adımlar hayata geçirilmelidir,
  • Kurumsal kalitenin geliştirilmesi ve kurumlara güvenin tesisi,sürdürülmesi için yeni adımlar atılmalıdır. Başta ordu olmak üzere, yargı ve polis teşkilatı ile merkez bankası gibi kurumların güvenirliği kaybedilmemeli,
  • Tasarrufları artıracak yapısal adımlardevam etmeli. Bu doğrultuda, tasarrufları teşvik eden BES ve konut desteği türü yeni teşviklerin devamı,
  • Aktif bir kısa vadeli sorunlarla muadele bilinci: Merkez bankasının kısa vadeli likidite sıkıntısı yaşanmaması için, ek destekleyici adımlarına devam etmesi ve Maliye bakanlığının gerekli görülen teşvik, vergi ve harcamalarla destek sağlaması,
  • Birçok noktada hayata geçirilmeye çalışılanyapısal reformlar, ara vermeden devam ettirilmelidir:Uzun vadeli, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik gelişmişlik için hem gerekli hem zaruridir,
  • Yeni teşvik paketleri ilekatma değeri yüksek ürünlerin ve sektörlerin desteklenmesi için gerekli yeni adımlar atılmalıdır,
  • Bu darbe girişimi, özgür medyanın önemini göstermesi bakımından da önemlidir. CNN Türk, Haber Türk ve NTV gibi ulusal kanalların yayınları ve Sn. Başbakan’ın bu ekranlardan verdiği mesajlar, darbenin kaderini belirledi,
  • Beşeri sermayenin artırılması noktasında: yükseköğrenim, mesleki eğitim ve çıraklık eğitiminin kalitesinin yükseltilmesi ile ilgili yeni yol haritası belirlenmeli,
  • Katma değeri oldukça yüksek, savunma sanayi yatırımlarının ve AR-GE çalışmalarının yoğunlaştırılması,
  • Katılım ekonomisinin desteklenmesive büyük projelerin finansmanında bizzat vatandaşların aktif katılım göstermesinin, sahiplenmesinin sağlanması ve önünün açılması; crowdfunding, Sukuk ve konvansiyonel tahvillerin kullanımı ile ilgili yeni düzenlemeler,
15 Temmuz, bu ülkeye, silkinme ve yenilenme; yeniden şaha kalkmak için bir fırsat sunuyor.15 Temmuz sonrasının nasıl şekilleneceği, biraz da, 15 Temmuzu nasıl yorumlayacağımız vesonrası için ne tür adımlar atacağımızile ilgili. Ülkenin, tekrar tek vücut olarak inşa edilmesi için konsensüs ve işbirliği de oldukça önemlidir. Meydanlardan, tezgâhlara ve makine başına adım adım geçme vakti…
Advertisement